RÜZGARA KARŞI

Rüzgara karşı oturuyorum,sırtımı dönmüşüm yalnızlığa,

Tan yelini arıyorum vakit daha erken gibi,

Elinden tutup mutluluğun, havayı yırtarcasına kaldırıyorum yukarıya doğru avcumun içinde,

Ve haykiriyorum; Ey gözlerim! Söyleyin bana sevgilim nerede?

****************

Rüzgara karşı oturuyorum, alnımda hafiften bir ter,

Denizin köpürüşünü, dalgaların türküsünü dinliyorum dikkatle,

Hey balıkçılar merhaba! Hey gemiciler merhaba!

Yosunlar,dağlar taşlar merhaba!

Sahildeki güzel kız merhaba!

*******************

Rüzgara karşı oturuyorum,gözlerimde iki damla yaş,

Yavaşça siliyorum gözlerimin yaşını mendilimin ucuyla,

Ey gençliğim! Neredesin?

Senmisin beni böylesine hüzneden ?

Ve kalkıyorum usul usul, yüzümde yarı buruk bir tebessüm,

Yürüyorum arkamı dönüp,

Birkaç adım sonra el sallıyorum geriye dönüp ve tekrar yürüyorum,

Nereye gidiyorum bilmeden.

İBRAHIM AYKUT AKINCI

Reklamlar

Aşka Dair

Bir bahar sabahıydı,

Ağlıyordu menekşe,

Rüzgar da vardı güneşte balkonda,

Kuruyup dökülen yapraklarda vardı sarı,yeşil,

Cırcır böceği yorgundu tüm gece haykırmaktan,

Bir sen yoktun birde sevdan,

Ve yine güneş batıyor usuldan,

Sen yine vefasız ben yine bir çare.

SOKAK LAMBASI

Yine bir sonbahar akşamı, henüz batıyor güneş,

Nasılda uçuşuyor yapraklar, hafifçe okşayıp bileklerimi o tatlı esintiyle,

Yine sesin çınlıyor kulağımda o tatlı sesin; “Seni seviyorum sevgilim”

Ve ben ağlıyorum yine o sisli sokak lambasının altında.

********

Kaldırımlarla konuşuyor nefesim, bir fısıltı gibi seni anlatıyor kuytuya, köşeye,

Takım elbisem,sararmış dişlerim ve o masum gülüşümle seni çekiyorum içime her nefeste,

Ağlıyor sokak lambası sislerin içinde,

Ve usuldan bir yağmur başlıyor, serin bir rüzgar okşuyor bedenimi ve ben sarılıyorum hayaline daha delice,

**************

Ben o sokak lambasının altındaydım yine bu gece,

Elimde bir kalem ve müsvedde bir kağıt, seni yazıyorum dizelere,

Ellerini arıyorum yoksun, ağlıyorum usul usul, ağlıyorum içime içime,

Usulca doğrulup birazdan, parke taşlarını sayarak yürüyorum bu ıssız caddede.

***********

Ve bir fısıltıyla irkiliyorum birden, o kadar yakın ki ensemde hissediyorum sıcak nefesini,

Seni seviyorum diyorsun bana ve ben usulca arkamı dönüyorum,

Gülüyorsun,gülüyorum,

Hafifçe öpüyorum dudaklarını,

Elele tutuşup kayboluyoruz loş sisli caddede,

Ve ağlıyor sokak lambası arkamızdan bütün gece.

KAR TANELERİ

Kar taneleri düşüyor gökten irili ufaklı,

Sokaktayım aynı kaldırımda yine yalnızım,

Ne çok zaman geçti sevgilim kartopu oynamayalı,

Karşı pencerende ışığın yanıyor görüyorum,

Seslenmek istiyorum buz gibi bir rüzgar sıkıyor boğazımı,

Senden habersiz vedalaşıyorum pencerenle,

Ben ağlıyorum gizli gizli, arkamdan gülüyor kar taneleri.

********

Kar taneleri düşüyor gökten irili ufaklı,

Gökyüzü kıpkırmızı kesildi şimdi tıpkı utangaç suratın gibi,

Kar taneleri dans ediyor kırmızı ve mavinin içinde,

Bazen elele verip düşüyorlar yere bazen yapayalnız bizim gibi,

Sevgi yolunda yürüyorum akşam vakti tek başıma,

Yerde bir karış kar aklımda hayalin,

Ben gülüyorum deliller gibi arkamdan ağlıyor kar taneleri.

************

Kar taneleri düşüyor gökten irili ufaklı,

Evinin önündeyim şimdi pencerende ışığın sönmüş,

Uyudun mu? Gezmelerde misin? Bilemedim,

Bak seni söylüyor kar taneleri,

Seviyor, sevmiyor,seviyor,sevmiyor.

İbrahim Aykut Akıncı

GENÇLİĞİM

Neresinden başlarsın anlatmaya bilmiyorum.
Aşık olmaları mı?
Sevilip sevilmeleri mi?
İlk öpüşmeleri mi? Heyecanlı, ürkek…
Nasılda ansızın gelip geçti yıllar.
Neresindeyim şimdi hayatın bilemiyorum.
Bir varmış, bir yokmuş sevdalarından yorulmusken yüreğim, Bir tedirginlik bedenimde baştan aşağı.
Daha bir garip gülümsüyorum hayata,geçmişime.
Ve el sallıyorum çekip giden gençligime.

İBRAHİM AYKUT AKINCI

Çam Ağacı

Yeşildi yaprakları çam ağacının.
O hep güler hiç aglamazdı.
Yaz kış hep aynıydı çehresi.
Hep aynı.
Ve bir gün bir kuş kondu üstüne.
Rengarenkti tüyleri.
Ve kıskandı çam ağacı.
Ağladı,ağladı,ağladı.

İ.Aykut Akıncı

YİNE HÜZÜN

Yıkılıyor du tüm duygularım yine,

Bir hafta sonuydu,

İçimde bir feryat figan kopuyordu ki sorma,

Soğuk bir poyraz ısırıyordu boğazımı,

Diken diken olmuştu tüylerim, ürperirken ben,

Az sonra utanmadan ağlıyordum,

Evet! Terketti!

Ve homurdanıyordu deniz koyu mavi dalgalarını köpürdeterek,

Belliki o da ağlayacaktı,

Belki de tutacaktı kendini bu zavallıdan

utanarak,

Belki de kızarak bu şehri yutacaktı.

İBRAHIM AYKUT AKINCI